İçeriğe geç

Anne Sütü ve Emzirme ile ilgili bilgiler

Anne Sütü ve Emzirme ile ilgili bilgiler
Dünya Sağlık Örgütü ve UNİCEF yenidoğan bebeklerin beslenmesinde uyarıyor!

Yenidoğan bebeklere doğumdan sonraki ilk altı ay boyunca sadece anne sütü verilmeli ve altıncı ayda diğer besinlere başlanmalıdır. Emzirmeye 2 yıl, hatta daha fazla devam edilebilir.

Ek olarak:

  • Emzirmeye doğumdan sonraki ilk saat içinde başlanmalı
  • Bebek gece ve gündüz acıktığı zaman emzirilmeli
  • Biberon veya emzik tercih edilmemeli

Yenidoğan bebeğe verilecek en iyi besin kendi annesinin sütüdür.

Anne sütü 6 ay boyunca bebeğin gelişiminde gerekli olan biyolojik ve psikolojik tüm gereksinimlerini karşılar. Emzirme sadece bebeğin süt ile beslenmesi olmayıp, ruhsal ve sosyal yönleri de olan kültürel bir olgudur.

 

Bebeğiniz Nasıl Emer?

bebekemme
Şekil 1                                  Şekil 2                                       Şekil 3                                 Şekil 4

 

  • Bebeğinizin yüzü memenize bakacak ve burnu meme ucunuzun karşısında olacak şekilde, bebeğinizin dudak kenarını meme başınıza yaklaştırarak memenizi aramasını sağlayın.( Şekil 1)

 

  • Bebeğinizin ağzını iyice açmasını ve memenizin kahverengi kısmını ağzının içine almasını bekleyin. Emerken şapırtı sesinin duyulması, yanaklarını içeri doğru çekmesi sadece meme ucunu emdiğini ve ağzıyla yeterince memeyi kavramadığını gösterir.(Şekil 2)

 

  • Parmaklarınızla meme başınızı bebeğinizin ağzında tutmasına yardımcı olun. Memeyi ağzına olabildiğince doldurmuş mu? Ağzı tam açık mı? Çene memeye dayanmış mı?

Alt dudak dışa doğru kıvrılmış mı? Kontrol edin! (Şekil 3)

 

  • Bebeğiniz emmeye başladığında sizde elinizle başının arkasına destek olun.

Bebeğiniz sürekli emmez, kuvvetli emme hareketlerinden sonra kısa süreli dinlenme aralıkları olur.         ( Şekil 4)

 

  • Emme işlemi sona erdiğinde, bebeğiniz doymuş ve mutlu görünür. Bebeğinizi emzirirken tensel temasta bulunduğunuzda bebeğinizin güven duygusunu geliştirirsiniz.

 

bebke3

 

Şekil 5                                                         Şekil 6

Doğru emen bebek                                     Yanlış emen bebek

 

Meme ucu ile birlikte çevresindeki koyu kısmı da ( areola ) kavramış bebekler(Şekil 5) meme ucu ve dil ile damak arasındaki emme hareketiyle sütün ağza akmasını sağlarlar.

 

Oysa memeyi ucundan emen bebekler; (Şekil 6) meme ucunu sıkıştırdıkları, ısırdıkları için, sütün akışını engellerler. Süt kanalları sıkıştığı için süt gelmeyince sinirlenerek memeyi daha çok ısırırlar, bu da meme ucunun tahrişine ve annenin canının yanmasına neden olur. Normalde çok rahat olan emzirme eylemi, memeye yanlış yerleşme nedeniyle bir sorun haline gelir.

Emzirme; Sevgi Aktarımının En Mükemmel Yoludur

Anne sütü özeldir:
Anne sütü her bebek ve her dönem için özeldir. Prematürelerde ve hayatın ilk günlerinde farklı yapıda bir anne sütü söz konusudur. İlk bir hafta memelerden “kolostrum” adlı süt gelir ve bebeği besleyici ve enfeksiyondan koruyucu özellikleri ön plandadır. Bunu ikinci hafta boyunca protein içeriği azalırken, laktoz, yağ ve toplam kalori içeriği artan “geçiş sütü” izler. Daha sonraki dönemlerdeki olgun anne sütü de emzirmenin başlangıcında karbonhidrattan, sonunda yağdan zengin olarak gelir.

Anne sütünün özellikleri:
Anne sütü özel yapıda, sindirimi kolay ve enfeksiyondan koruyucu nitelikleri zengin bir protein içeriğine sahiptir. Anne sütünde protein ve minerallerin inek sütüne göre daha az olması, sindirim ve böbrekler açısından bebeğin yüklenmesini önler. Anne üstündeki demir, çinko gibi minerallerin emilimi, inek sütüne göre çok daha fazla, örneğin demir için beş katıdır. Anne sütünde sindirimi kolay doymamış yağ asitlerinin oranı yüksektir. Beyin ve sinir sistemi için şart olan temel ve zorunlu yağ asitleri ise inek sütüne göre 8 kat olup, ilk 4 ay boyunca bebek tarafından sentezlenememektedir.

Anne Sütünün Bebeklere Faydaları:

 

  • Anne sütü biyolojik fonksiyonları düzenleyen, sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağlayan en önemli besindir.
  • Bebeklerin büyüme ve gelişmesi için gereken tüm maddeleri içerir.
  • Kognitif fonksiyon, bağışıklık sisteminin ve görme keskinliğinin gelişmesinde etkilidir.
  • Anne sütü bebeği hastalıklara karşı koruyan antikorlar içerir.
  • Anne sütü ile beslenme Çöl yak hastalığı, Tip 1 Diyabet, kulak enfeksiyonları, diş çürükleri, beslenme problemlerinin önlenmesinde önemli bir faktördür.
  • Özellikle gastrointestinal ve solunum sistemindeki immun sistemi güçlendirir.
  • Her zaman taze ve uygun ısıda, kullanıma hazır, steril ve ekonomiktir.
  • Anne çocuk arasındaki bağlantının gelişmesinde önemli role sahiptir.

 

Emzirmenin Anneye Faydaları:

  • Premenopozal(menopoz öncesi) meme kanseri, over kanseri ve anemi emziren kadınlarda daha az görülmektedir.
  • Emzirme, doğum sonrasında uterusun(rahmin) kasılarak hızla küçülmesini sağlar; kanamayı azaltır
  • Çok yüksek kalori harcanır. Yağ kitlesi kaybı ile gebelik öncesi kiloya hızla dönüşü sağlar.
  • Kemik erimesi ve osteoporoz riskini azaltır. Anne ve bebek arsındaki bağı kuvvetlendirir.

 

Emzirmede nelere dikkat edilmelidir?

 

  • Emzirme işlemine geçmeden önce, evde acil yapılacak işler tamamlamalıdır.
  • Emzirmeden önce eller sabunlu su ile yıkanmalıdır.
  • Anne rahat pozisyonda oturmalıdır.
  • Meme başı kaynamış ılık suyla veya % 5 lik karbonatlı su ile silinmelidir. Meme başının dışarıya doğru çıkık olması için meme ucu iki parmakla tutup masaj yapmalıdır.
  • Bebeğin burnunun açık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Meme başı hafifçe bastırılarak burun açık tutulmalıdır.
  • Bebeğin altı temiz olmalıdır. Bebeğin emmesini engelleyebilecek nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Emzirme bittikten sonra bebek dik olarak anne omzuna yatırılmalı ve sırtına hafif masaj yapılarak gazı çıkarılmalıdır.
  • Her beslenmede her iki memede boşaltılmalı ve emzirme süresi 10-15 dakika civarında olmalıdır.
  • Memenin tamamen boşaltılması sağlanmalıdır. Memede kalacak süt, daha sonra gelecek süt oranını azaltacaktır.

 

 

Geceleri emzirmek gerekli midir?

Bebeğin her istediğinde emmesi; süt yapımının devamını sağlayacaktır. Süt miktarı 3 –  4.günden itibaren giderek artacaktır. Sütün üretimini sağlayan hormon (Prolaktin) geceleri daha çok salgılanır. Bu hormon anneyi rahatlatarak daha iyi uyumasını ve dinlenmesini sağlar. Bu nedenle gece emzirmeleri hem süt yapımını arttırır hem de annenin dinlenmesini sağlar

 

 

 

 

 

 

Anne Sütü Yapımını Etkileyen Faktörler:

 

Sütün salgılanması bebeğin memeyi emmesi ile başlar. Emzirme ile beyne uyarılar giderek süt üretimi (Prolaktin hormonu) ve süt akışı (Oksitosin hormonu) başlar. Bu sayede salgı dokusundan salgılanan süt kanallar boyunca meme ucuna gelir ve emzirme ile bebeğe ulaşır.

 

  • Süt yapımını belirleyen en önemli faktörler; bebeğin sık emmesi, memelerin boşaltılması ve annenin fiziksel( yorgunluk, halsizlik, bitkinlik vb.), ruhsal( stres, kaygı, üzüntü, sorunlar, sıkıntılar, depresyon vb.) açıdan iyi durumda olmasıdır.

 

Daha çok emzirme = Daha çok uyarı = Daha çok süt yapımı

 

  • Bebeğin yeterli sıklıkta ve zamanında emmemesi

Bebeğin gaz, solunum yolları vb. sağlık sorunları nedeni ile emmemesi

  • Memenin tam ve yeterli oranda boşaltılmaması
  • Annenin psikolojik durumu( depresyon vb. sorunlar)

Stres, ev iş yeri sorunları, maddi sıkıntılar, kendine güvenmemesi, çocuğunu doyuramama korkusu, sütünün yetmeyeceği endişesi

  • Annenin Fiziksel durumu: yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik, sağlık problemi vb.
  • Annenin bebeğini seyrek emzirmesi
  • Annenin dengeli beslenmemesi
  • Meme hastalıkları problemleri
  • Bebeğin emzirme şekli problemleri

 

Bebeğiniz için Anne Sütü en Doğal en Taze besindir.

 

Yardımcı ek besinler olarak Naturpy milk tea ürününü kullanabilirsiniz.

 

 

 

 

 

** Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız. Ürünlerimiz ilaç değildir. Gıda takviyesidir. Verilen bilgiler ürün içerisindeki gıda maddelerine ait bilimsel çalışmalar ve araştırmalar sonucu elde edilmiş verilerden alınmıştır.

 

Lokman Hekim kimdir?

lokman1

Lokman Hekim; Kur’an-ı Kerim ve halk arasında bilinen, şifa ve hikmet dağıttığına inanılan alim kişiliktir.
Lokman Hekim’in ölümsüzlük iksirini bulduğu ve daha sonrasında formülünü kaybettiğine dair duyumlar bilgiler mevcuttur. Efsanelere göre formül; köprüden geçerken düşmüş, yağmurda ıslanarak silinmiş yada Allah’ın hikmeti ve gücüyle Cebrail adlı meleğe yok edilmesi emri verilmiştir.
Lokman Hekim’in peygamber olduğuna dair İslam’da iddialar ve tefsir kitaplarında duyumlar olmuş olsada, alimlerin ve bilgelerin genel görüşü peygamber olmadığını savunur.
Bazı islami düşünürler Lokman Hekimin, Hızır aleyhisselam gibi kurgusal birisi veya protip olduğunu düşünmektedir.
Lokman Hekim Van Hastanesi tarafından çalışanları için düzenlenen motivasyon gecesi renkli görüntülere sahne oldu.
Rescate Otel’de düzenlenen motivasyon gecesine hastanenin tüm birimlerindeki çalışanlar katıldı. Halayların çekildiği gecede kurayla hediye çekilişi yapıldı. Kazananların hediyelerini doktorlar ve idareciler verdi. Burada bir konuşma yapan Lokman Hekim Van Hastanesi yöneticisi İbrahim Uğur, “Öncelikle katılımda bulunan doktorlarımıza ve çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Böylesi bir gecede burada bulunmak gerçekten çok keyif verici. Hastanede yoğun bir biçimde çalışıyoruz ve tabi yoruluyoruz. Şimdi bu yorgunluğumuzu atmak için buradayız. Lafımı fazla uzatmadan, tekrardan hepinize teşekkür ediyorum, güzel bir gece geçirmenizi diliyorum” dedi.
Yemeklerin yenildiği gecede hastane çalışanları geç saatlere kadar eğlendiler.

Van (İHA) – Van Özel Lokman Hekim Hastaneleri tarafından ‘Kanser Haftası’ etkinlikleri çerçevesinde bir seminer düzenlendi.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği seminerde açılış konuşmasını yapan Halk Sağlığı İl Müdür Yardımcısı Uzman Dr. İzzet Çeleğen, kanser hastalığı ve erken tedavinin önemine değindi. Daha sonra kürsüye çıkan Lokman Hekim Van Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hanifi Yıldız, slayt eşliğinde vatandaşlara kanser hakkında önemli bilgilendirmede bulundu. Seminere katılan vatandaşlara yönelik yapılan çekilişte 15 kişiye de ücretsiz çekap verildi.
Seminerin ardından bir açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Müdür Yardımcısı Ferhat Çetinkaya, Kanser Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen seminere vatandaşların gösterdiği yoğun ilginin kendilerini memnun ettiğini belirterek, “Kanser, günümüzün en önemli hastalıklarının başında geliyor. Bu kadar önemli bir konuda halkımız yoğun bir katılım sağladı. Lokman Hekim Hastaneleri olarak amacımız, halkımıza her zaman sağlık hizmetinin en iyisini verebilmektir. Bugünde bu kapsamda halkımıza önemli bilgiler sunduk. Ben seminerimize gösterilen ilgiden dolayı herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Seminere gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini ifade eden Lokman Hekim Van ve Hayat Hastaneleri Kurum ve Halkla İlişkiler Sorumlusu İmren Taş ise, herkese teşekkür etti.

lokman3
Özel Lokman Hekim Van Hastanesi çalışanları motivasyon gecesinde buluştu
Lokman Hekim Van Hastanesi’nin organize ettiği etkinlik Rescate Hotels’te düzenlendi. Yaklaşık 450 kişinin katıldığı gecede, hastane doktorları ve çalışanları halay çekerek eğlendiler. Kurayla çekilişin yapıldığı gecede, kazananlara hediyelerini hastane doktorları ve başhemşire tarafından verildi. Hastane adına açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uğur, “Öncelikle katılımda bulunan doktorlarımıza ve çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Böylesi bir gecede burada bulunmak gerçekten çok keyif verici. Hastane de yoğun bir biçimde çalışıyoruz ve tabi yoruluyoruz da şimdi bu yorgunluğumuzu atmak için buradayız. Lafımı fazla uzatmadan, tekrardan hepinize teşekkür ediyorum, güzel bir gece geçirmenizi diliyorum” dedi.
Çalışanların moral ve motivasyonlarını artırmak amacıyla düzenlenen motivasyon gecesinde, hastane personeli bol bol eğlenip stres attı. Yemeklerin yenildiği gecede hastane çalışanları geç saatlere kadar eğlendiler.

Beni İsrail’de kadılık yaptığı da rivayet edilen Lokman Aleyhisselâma peygamberlik mi, krallık mı, hikmet mi istediği sorulmuş, o hikmeti tercih (bilgiyi) etmiştir. Bundan dolayı kendisine ilim ve hikmet verilmiştir. Kur’ân’da bu hususta Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: “And olsun ki, Biz Lokman’a Allah’a şükretsin diye hikmeti verdik.”1 Hikmet; doğru bilgi, ilim, dinde derin görüş ve isabetli fikir demektir. Lokman Aleyhisselâm Beytülmakdis yakınlarındaki Remle şehrinde oturur, yanına gelenlere vaaz ve nasihat eder, hikmetli sözler söylerdi. Lokman Aleyhisselâm yeryüzündeki bitkilerden her derde deva araştırır, Allah’ın izniyle bulur ve hastalara Allah’ın Şafi isminin tecellisine vesile olurdu, şifa dağıtırdı.

Lokman Hekim Aleyhisselâm terzi ve marangoz idi. Halkın giydiği elbiseyi diker ve halkın kullandığı ev âletlerini tahtadan yapardı. Kısa boylu, yassı ve çökük burunlu, simsiyah tenli, kalın dudaklı, enli ve yarık ayaklı idi. Çok düşünür, az konuşurdu. Keskin görüşlüydü. Bir defa konuşur, hikmet gereği olmadıkça sözünü tekrarlamazdı.

Lokman Aleyhisselâmın bir oğlu vardı. Bir gün oğlunu yanına alarak şefkat ve muhabbetle kucakladı ve Kur’ân’da bildirildiği üzere oğluna şöyle nasihatler verdi:

“Oğulcağızım! Allah’a şirk koşma. Çünkü şirk elbette çok büyük bir zulümdür.
“Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.”2

Lokman veya Lokman Hekim (حکیم لقمان), Kur’an’da ve halk efsanelerinde bahsi geçen, hikmet sahibi olduğuna inanılan kişi.

Lokman Hekim’in İslam’a göre peygamber olduğuna dair iddialar bulunmakla beraber İslam alimlerinin genel görüşü peygamber olmadığı yönündedir [1]. Kur’an’da Lokman Hekim’den Lokman Suresi’nde bahsedilir. Allah tarafından Lokman’a hikmet verildiği belirtilir. Oğluna verdiği öğütler anlatılır.

Efsanevi bir kişilik olan Lokman’ın kimliği ile ilgili tefsir kitaplarında çok farklı anlatımlar tefsir yazarlarının değişik kaynaklardan duyumsadıkları görüşlerini yansıtır ve birbirlerinden farklı kimlik ve soy bilgileri bu kaynaklarda yer alır. İslami düşünür Muhammed Esed’e göre Lokman tıpkı Hızır gibi kurgusal bir kişiliktir ve prototip bir derlemedir.[2]

lokman2
Lokman’ın ölümsüzlük iksirini bulduğu ancak formülünü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Formülü nasıl kaybettiği ise değişik kaynaklarda değişik şekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Allah’ın emriyle Cebrail tarafından yok edilmiştir.

Bir rivayete göre Davud Lokman‘a bir koyun kesmesini ve kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: “İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.” [1]

Hz. Lokman, Davut peygamber zamanında yaşamış bilge bir insandır. Onun peygamber mi Allah dostu bir veli mi olduğu konusunda görüş ayrılığı vardır. İslam alimlerinin çoğuna göre Hz. Lokman bir peygamber değil, kendisine ilim ve hikmet verilmiş salih bir kişidir. Hikmet ; dinde derin anlayış, derin bilgi, akıl, görüş, söz ve davranışta isabet demektir. Hz. Lokman’a hikmet verildiği için kendisine Lokman el- Hakim denilmiştir. Bu ifade daha sonraları halk arasında Lokman Hekim olarak yaygınlaşmıştır. Hz. Lokman çok düşünen, keskin zekalı, ileri görüşlü, gerekmedikçe konuşmayan, susmayı fazilet bilen bir kuldu. Hz. lokman, Allah’ı sevmiş, Allah da onu sevmiş ve kendisine hikmet vermişti. İnsanlar onun hikmeti sözlerinden çok etkilenirdi. Hz. Lokman’ın Hz. Davut’a vezirlik ve danışmanlık ettiği belirtilmektedir. Kur’an, onu bilge bir kişi olarak tanıtmış, Allah’ın kendisine ilim ve hikmet verdiğini belirtmiş, onun oğluna verdiği öğütleri ön plana çıkarmıştır. Eylül

Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: “İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.” İslâm tarihinde Hazret-i Lokman’ın hikmetli sözleri, vecizeleri, öğütleri ve tavsiyeleri meşhurdur. Efsaneler: Lokman Hekim’in ölümsüzlük iksirini buldugu ancak formülü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Formülü nasil kaybettiği ise değişik kaynaklarda degişik sekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Allah’ın emriyle Cebrail tarafından yokedilmiştir. Bir rivayete göre Davud Peygamber Lokman’a bir koyun kesmesini ve kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud peygamber kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: “İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.” Kur’an’da Lokman: “Andolsun biz Lokman’a: Allah’a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.

Doğal ürünler

dogal-urun

Doğal Ürünler
Hastalıklar olmasa hiç hastalanmasak, hep sağlıklı olsak hayat ne güzel değil mi? Eskiden insanlar hastalıklarını tedavi etmek için kimyasal ilaçlara değil, bitkisel otlara ihtiyaç duyarlarmış.

Aradan geçen milenyum çağı dediğimiz dönemde bitkisel ürünler, lokman hekim ürünleri unutulmaya yüz tutmuştu. Ancak son dönemde kimyasal ilaçların zararlarının ve yan etkilerinin olması insanlığı yine ve yeniden bitkisel lokman hekim ürünlerine yöneltmiştir.

Ancak insanımız bu konuda da bilinçsiz davranmaktadır. Zira, doktorun teşhis koymadığı hiçbir hastalık yada enfeksiyona bitkilerle direk olarak tedavi yapmak yanlış bir amaç olmaktadır. Bitkiler herkes tarafından bilindiği gibi tedavi edici değil, tedaviye yardımcı droglardır. Bitkilerden, çaylardan veya macunlardan direk tedavi beklemek son derece yanlış olmakla birlikte, oldukça anlamsızdır.. Bilinmeyen bitkilerin kullanılması insanlarda çeşitli rahatsızlıklara pek tabi yol açabilir. Hastalığın kesin olarak bilinmesi sonrasında bitkiler tedaviye yardımcı olarak gönül rahatlığı ile kullanılabilir. Tedaviye yardımcı amaçlı Lokman Hekim’ler tarafından üretilen macun ve çaylar kullanılabilir.

Doktorun teşhis koyduğu hastalığa yine doktor veya eczacının önerisi ile bitkilerle tedavi yapılabilir. Tıpdaki birçok ilacın bitkisel özler kullanılarak yapıldığı asla ve asla unutulmamalıdır. Peygamber efendimizden bu yana insanlar bitkilerle beslenmiştir. Ve bu beslenme bitkilerin tedavi edici yönünü ortaya çıkarmıştır. Lokman hekim terimi bu zamanlarda ortaya çıkmıştır. Bitkilerin şifalı oluşu vazgeçilemez bir gerçektir.

Bitkileri kurutanlar, çay hazırlayanlar, macun yapanlar her zaman tibbi uzmandan yardım almalıdır. Ancak bilindik ıhlamur, ada çayı gibi çayları içerken kendi zevkinize bakmalı, zararı olmadığını bilmelisiniz.

 

 

Doğal ürünlerin bu kadar yararı bilinmesine rağmen etkisini hemen gösterememesi nedenleriyle tedavi amaçlı doktorlar tarafından önerilmiyor. Antibiyotik etkisini 1 günde gösterirken, sarımsak 3 günde gösteriyor. Antibiyotik uzun vadede zararlı ama sarımsak pek de zararlı değil. Bu nedenle doğal ürünler tedavide birinci adım olarak kullanılamıyor.

Doğal ve sağlıklı yaşam şu sıralarda herkesin gözdesi, herkes sağlıklı yaşamak ve uzun ömürlü olmak istiyor, bu nedenle kimyasal ilaçlardan uzak durmaya çalışıyor. Ama bu son derece büyük bir yanlışıda beraberinde getiriyor. Doktordan uzaklaşmak.. Zira insanlar çözümü bitkilerden arayınca doktora gitmek istemiyor. Ama unutulmamalıdır ki teşhisi asla ve asla, aktar veya lokman hekim koyamaz. Teşhisi koyacak tek kişi doktordur.

Sağlıklı bir yaşam dileğiyle, Lokman hekimi bitkileri hayatınızdan çıkarmayın ama, her hastalıkta öncelikle doktora gidiniz.

www.dogalurunler.com.tr

 

Bitkisel Yağlar

lokman

Bademden, elmaya kadar neredeyse aklınıza gelebilecek bütün bitkilerin yağları çıkarıldı. Sofralarımızda kullandığımız fındık, zeytin ve ayçicek yağından sonra, ellerimize sürülen badem yağı vazgeçilmezimiz oldu.

Soğuk pres gibi yöntemlerle elde edilen bu bitkisel yağlar, insanların son dönemde rağbet gösterdiği ürünler arasında girdi. Lokman hekim ürünlerinin kullanımının artması insanların git gide doğal ürünlere yönelmesi bitkisel yağlarında günden güne daha çok bilinmesine sebep oldu. Suna Dumankaya gibi herbalistlerin televizyonlarda yağların etkilerini anlatması özellikle ev hanımlarının bu yağlara olan ilgisini artırdı.  İncetici bitkisel yağlar, selulit için bitkisel yağlar derken, kırışıkları gideren bitkisel yağlar bile üretildi. Selulit için özel bitkisel yağlar markalaşarak üretildi. Bakınız: Selulit Yağı.Yüzlerdeki lekeleri sivilce izlerini gül yağı ve papatya yağı ile birçok kişi yok etti. Bazıları ise aromaterapik masaj yağları üretti. Bu yağlar insanları rahatlatıyor, ağrılarının sona ermesine sebep oluyordu. Kuru ciltler için Papatya yağı ve Kayısı yağı herkes tarafından kullanıldı. Eski insanlar ciltlerine nemlendirici olarak Gliserin yağını kullanırmış. Ancak gliserin yapışkan bir madde olduğundan artık bunun yerine kayısı yağı tercih ediliyor. Cilt bakım için insanlar en çok badem yağını tercih ediyorlar. Fakat cilt bakımında bunun yanında kakao yağıda oldukça hoş bir bronzluk katıyor. Bu nedenle bu ürünü de kullanmalarını tavsiye ediyoruz.

k_selulit-250x250
Web sitemizde o kadar çok yağ satıyoruz ki, bazı bitkisel yağları listeleyemiyoruz. Listede yer almayan yağları ise bizden istekde bulunabilirsiniz.

Birde küçük dipnot: Ucuza satılan bitkisel yağlardan uzak durmanızı ve 10 kez düşünüp bir kez satın almanızı öneriyoruz.. Çünkü 10 kilogram bademden yarım litre yağ ancak çıkarılabiliyor.

Çeşit çeşit Bitkisel yağları satın almak için: http://www.lokmanhekimpazar.com/bitkisel-yaglar

 

Bombax Karbonhidrat protein desteği

bombax-kilo-aldirici_141942-250x250

BOMBAX Karbonhidrat protein Besin Desteği
Kudretnarı karışımlı bitkisel gıda desteği

İÇİNDEKİLER
: Kudret Narı Meyvesi, %25  Kakao , Polen , Kına kına, Propolis, Keçi Boynuzu,Üzüm Çekirdeği,Amber Karışık Meyve ve Sebze ekstresi (Patates, muz, üzüm, elma, portakal)

Kullanımı

Sabah ve akşam tok karnına yemeklerden 30-40 dakika sonra 1 ölçek 1 yemek kaşığı, 1 su bardağı süte yada meyve suyuna karıştırılarak içilir.

Ürün 250 Gr ağırlığında ve toz halindedir.

Bombax Karbonhidrat protein tozundan en etkili verimi almak için neler yapılmalı?

  • • Düzenli bir şekilde kullanmak şarttır.
  • • Yemeklerden 30-40 dakika sonra alınması çok önemlidir.
  • • Haftada bir tartılmanız kilo takibinizi kolaylaştırmada yardımcı olacaktır.
  • • Buürünü istikrarlı ve aksatmadan kullanmak çok büyük bir faktördür.
  • • Günde sadece 2-3 tatlı kaşığı kullanınız.
  • • Sabah ve akşam tok karnına Bir tatlı kaşığı süt meyve suyu veya bir kase yoğurda karıştırılarak tüketilmelidir.
  • • Ürün tamamen doğal protein ve karbonhidrat içerir.

Bu ürünü kullananların tamamı çok memnunlar peki ya siz?

Sarımsak çayı

Sarımsağın Faydaları
Latince adı ‘Allium Sativum’ olan Sarımsak, yüzyıllardan beri bütün dünyada hem sofraların vazgeçilmez bir yiyeceği olarak, hem de çeşitli hastalıklar için şifa amacıyla kullanılıyor. Anavatanı Hindistan olan ve mutfağımızdan eksik etmediğimiz Sarımsağın tarihi, insanlık kadar eski.
Sarımsağın Tarihi
Arkeolojik kayıtlardan, tarihin ilk çağlarında Sümerler’in, Sarımsağı bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları anlaşılırken, eski Mısırlılar’ın da sarımsağı yedikleri ve ilaç olarak kullandıkları belirtiliyor. Tarihi kayıtlardan, Gizek Piramidi’ni yaptıran Firavun Keops’un (IV. Hanedan) inşaat sırasında işçilere bol miktarda yedirdiği sarımısağın, İsrail oğulları tarafından Mısır’dan Filistin’e getirildiği, oradan Anadolu ve İyonya’ya yayıldığı biliniyor. Haçlı seferleri sırasında ilk defa Fransa’ya getirilen ve bu şekilde Avrupa’nın öğrendiği sarımsak, bugün dünyanın her tarafında yetiştiriliyor.
Sarımsak Nedir
Sarımsak (Allium sativum) dünya tarımında önemli bir paya sahip olmamakla beraber, birçok ülkede üretilmekte, bu ülkelerin ihracat ve ithalatında önemli bir yer tutmaktadır. Sarımsağın üretimi, emek yoğun bir faaliyet olması nedeniyle bir çok ürüne göre daha az gerçekleşmektedir.
Sarımsak çayı
Neolitik çağdan bu yana, dünyadaki hemen her kültüre ait insanlar tarafından bilinen Sarımsağa ilişkin en eski yazılı bilgiler, Sümerlilerin M.Ö. 2600-2100 yıllarına tarihlenen tabletlerine dayanmaktadır. Sümerlilerle başlayan bu serüvenin yayılma yönüne göre Sarımsağın, önce İndus Vadisine, ardından da Çin’e ulaştığı anlaşılmaktadır. Buradan da Kore yoluyla Japonya’ya girmiş ve Japonlar bu bitkiyi soğuk algınlığının tedavisinde kullanmışlardır.
Yine M.Ö. 450 yıllarında Mısır’ı gezen tarihçi Heredot’un bildirdiğine göre, Keops Piramidinin yapılışı sırasında, çalışanlara bol miktarda soğan ve Sarımsak yedirilmiştir. Yine Mısırlılar sarımsağı ölümcül hastalıklara karşı bir ilaç olarak kullanmakta, bu Bitkinin tanrılara ait kutsal Bitkiler olduğuna inanmakta ve ölen insanların mezarlarına bile sarımsak dişlerini bırakmaktaydılar.
Osmanlı tarihinde de sarımsağın tedavi edici yönü konusunda kayıtlar bulunmaktadır. Padişah 4. Mehmet’in Hekimbaşı olan Nasrullah oğlu Salih, 17. y.y.’ın ikinci yarısında yazmış olduğu bir eserde, sarımsağın özellikle kış aylarında gülsuyu ile beraber yenilmesi halinde, bağırsak parazitleri, ishal, yılan ve akrep sokması, kuduz köpek ısırması gibi rahatsızlıklara iyi geleceğini bildirmiştir.
Sarımsak şampuanı
Sarımsak kokusu yüzünden kullanıma geç girmiş bir sebzedir. Bu yüzden, Avrupa ülkelerinde sarımsak üretimi 15 ve 16. yüzyıllarda başlamıştır. Ülkemizde sarımsağın ne zaman kültüre alındığı bilinmemektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde sarımsaktan söz etmektedir. Yalnız, Orta-Asya Türkleri sarımsağı tanıdığı için, Anadolu’ya gelen Türklerin çok daha önceden sarımsağı kullanmış olmaları mümkündür. Ayrıca, sarımsağın anavatanı içinde Anadolu’da bulunmaktadır.
Sarımsak, çevre şartlarına iyi adapte olabilen yapısından dolayı ülkemizin her tarafında yetiştirilebilmekle beraber, ideal üretim alanlarının, deniz ikliminden, kara iklimine geçilen yöreler olduğu hemen görülür. Kastamonu, Amasya, Tokat illerimizde önemli boyutlarda sarımsak üretimi, başarı ile yapılmaktadır.
Halk arasında, yüzyıllar boyunca birçok hastalık ve rahatsızlığa çare olarak kullanılan sarımsak, günümüzde de, modern tıbbın gelişmediği veya ulaşamadığı yerlerde iştah açıcı, yaraları iyileştirici, tansiyon düşürücü, öksürük kesici, tifo, dizanteri ve damar tıkanıklığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaya devam etmektedir.
Sert ve keskin kokusu, acı tadıyla bazı yiyeceklerimize benzersiz bir çeşni ve lezzet katması amacıyla kullanılan Sarmısak’ı veren bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu Asya kıtası olan sarmısak, ülkemizde bol bol yetiştirilip tüketilmektedir.
Soğanın yakın akrabası olan ve l m’ye kadar boylanabilen sarımsak, ikiyıllık otsu bir bitkidir. Birinci yılında Toprak içindeki birçok ‘diş’ten oluşan ‘baş’ kısmı ile toprak üzerindeki yapraklarını; ikinci yılında soğanda olduğu gibi çiçek sapı ile bunun ucundaki çiçeklerini oluşturur. Sarımsağın soğandan farkı, çiçeklerde tohum meydana gelmemesidir. Ama, bazı durumlarda çiçekler, ebesoğanı denilen küçük başçıkları oluşturur. Bu başçıklar tohumluk olarak işe yarasalar da, uygulamada tohumluk olarak kullanılmazlar.

Sarımsak yağı
Sarmısak bitkisinin kın biçimindeki düz yapraklan, bitkinin toprak altında gelişen baş adlı Bitki soğanından uzarlar. Baş, sayıları 5-30 arasında değişen ve yan yana birbirinin üzerine yığılarak gelişen diş adlı soğancıklardan meydana gelmiştir. Bu dişler sarmısak yetiştiriciliğinde tohumluk olarak kullanıldığı gibi, Türk mutfağında koku ve tadıyla çeşni katması için birçok yemek, meze, turşu vb’ye katılarak tüketilmektedir.

Sarımsak vitamin Deposu
Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A, B, C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak allil sülfür bulunuyor. Sarımsağın özel kokusu ve tadı bundan ileri geliyor. Sarımsağın ihtiva ettiği yağ olan ‘Oleum allicine’, 1944 senesinde J. Cavallit•ve J. Bailey adlı iki Bilim adamı tarafından keşfedilmiş. Bu yağın 1 miligramı, 15 OE penisilinin aktivitesine eşit kıymetli bir deva.
Sarımsak Salgın Hastalıklara Karşı Kalkandır … sarımsak kapsül kullanın.
Uzmanlar, sarımsağın, salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Mikroplarla iç içe yaşayan, kontrolsüz yiyecekleri tüketen, kanalizasyonların yollara aktığı gecekondu mahallelerinde yaşan insanların salgın hastalıklarla karşılaşmamasının en büyük sebebi, sarımsak olarak gösteriliyor. Yalnızca mikrobik hastalıklardan insanları koruyan sarımsak, Avrupa’da en önemli ölüm sebebi olarak bilinen Kanser ve damar hastalıklarına karşı da insanları koruyor. Bugün dünyada en fazla sarımsak yenen ülke olan Bulgaristan’da kanser ve damar sertliğinden ölenleri sayısı, Avrupa’ya nazaran 6-7 misli düşük. Ayrıca İsveçli çocuklar, çocuk felcine karşı da koruduğu anlaşılan sarımsağı yiyerek okula gidiyorlar.
Sarımsak Faydaları
Uzmanların tespitlerine göre, sarımsağın insan sağlığı açısından en önemli faydaları şöyle: Ölümlere sebep olan atardamar kireçlenmesine iyi geliyor. Yara ve çıbanları iyileştiriyor. Krampları yok ediyor. Akciğeri, karaciğeri, safra kesesini ve kalbi kuvvetlendiriyor. Bağırsak kurtlarını ve diğer parazitleri öldürüyor. Mide ve bağırsakları dezenfekte ediyor. zararlı bakterileri yok ediyor. İştahı açıyor. Nezleyi yok ediyor. nefes borusu rahatsızlıklarına, bronşite çok iyi geliyor. Veremlilere sarımsak yemeleri tavsiye ediliyor. Tansiyonu düşürüyor. Ateşi düşürüyor. Bağırsak gazlarını ortadan kaldırıyor. Grip mikrobunu öldürerek vücudu bu hastalığa karşı koruyor. İdrar yollarında taş oluşumunu engelliyor. Kalp adalelerini güçlendiriyor. Kalbi besleyen kroner damarları genişletiyor. Cinsel gücü arttırıyor. İdrar söktürüyor. Vücudu sivrisinek ve haşerelerden koruyor. Safra salgısının salınımını arttırıyor. Kabızlığı önlüyor. Saç Dökülmesini yavaşlatıyor. Sesi güzelleştiriyor. (iha)
Sarımsağın Sağlığımıza Yararları
Yukarıda belirtildiği gibi, tüketilen sarımsağın besin değeri ihmal edilecek değerde olmasına karşın, sağlığımıza yararlı etkileri çok fazladır. Şöyle ki;
•Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır, yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, Arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.
•Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araştırmalar, Günde iki diş sarımsak yiyen kişilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10’luk düşüşlerin gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
•Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.
•Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.
•Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır.
•Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir.
•Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.
•Balgam, idrar, safra ve Gaz söktürücüdür.
•İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
•Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır.
Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için, sarımsağın diyetimize katılması ve günde iki diş sarmısak yenmesi gerekir. Daha fazla tüketilmesi sarımsağın yararını artırmaz. Ayrıca sarımsağın yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sağlığa yararlı etkilerini azaltmaktadır. Kokusundan şikâyetçi olanlar için piyasada sarmısak kapsüllerinin satılmakta olduğunu da anımsatırız.
Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır. Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.
Bileşim: Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer Maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amin•asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, Su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.
Etki ve Kullanılış: Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.
Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, Gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan Basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 Ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar Sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir. Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürebilir, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.
Kullanım Biçimleri:
Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir Ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil Alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.
Sarımsak Sütü: 2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 Dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir.
Sarımsak Yetiştiriciliği
İklim isteği: Sarımsak, ılık iklimlerin bitkisidir. Fazla soğuk ve nemli ortamları sevmez. Ülkemizde yetiştiriciliğinin yapıldığı söz gelişi Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi gibi yerler, sarmısak üretimi için iklim bakımından en uygun olan yörelerdir.
Toprak isteği: Sarmısak bitkisi, tınlı-kumlu bahçe topraklarını sever. Yetiştirildiği toprağın oldukça serin, geçirgen ve organik madde yönünden de zengin olmasını ister. Ağır karakterdeki killi ve ıslak topraklardan hiç hoşlanmaz. Böyle Topraklarda sarımsağın başları hemen çürür. Ancak, sarmısak çok kuru topraklarda da iyi baş bağlayamaz, başları küçük ve cılız kalır.
Toprak işleme: Sarmısak dişleri ekildikten bir hafta kadar sonra çimlenir, toprak yüzüne fideler çıkmaya başlar. Bunlar 5-6 cm. kadar olunca hafif çapalamayla yabani ot mücadelesi yapılır. Bu işlemden 2-3 hafta sonra, ikinci ve 3 hafta sonra da üçüncü çapalama işlemi yapılır.
Sulama: Sarmısak bitkisi, aynen soğan gibi Suyu fazla sevmez. Gereksiz sulama yapılırsa, sarımsakların başları çürür. Ancak, ikinci çapa işleminden sonra havalar çok Sıcak ve kuraksa aşırıya kaçılmadan bitkinin sulanması yararlı olur. Ülkemizde sarmısak yetiştiriciliği susuz (sulama yapılmadan) yapılmaktadır.
Gübreleme: Sarmısak bitkisi, taze çiftlik gübresinden kesinlikle hoşlanmaz. İyi yanmış çiftlik gübresi ise, sarımsağın ekileceği toprağın hazırlanması aşamasında verilir. Ayrıca yapılacak toprak analizi sonuçlarına göre Azot, fosfat ve potas içeren fenni kompoze gübrelerin verilmesi de yararlı olur.
Hasat (Derim): Ülkemizde genellikle ilkbaharda dişleri ekilen sarımsağın hasadı, normal koşullarda haziran sonu, temmuz ortası ve en geç ağustos başlarında yapılır. Bitkinin yapraklarının 1/3’ü ve daha iyisi 1/2’si kuruduğunda yapraklar kırılır. Bu iş için ya çıplak ayakla sarımsakların üzerinde gezinilir ya da boş bir fıçı Bitkilerin üzerinde yuvarlanır. Daha sonra kırılan bu yapraklar kuruyunca, kurumuş yaprağın boyun noktaları tutulup çekilerek, elle veya bu işe uygun çapalarla bitkinin sökülmesiyle hasat gerçekleştirilir. Bu işlem sırasında kesinlikle sarmısak başları zedelenmemelidir.
Nemli Havada sökülen başlarda kısa zamanda çürümeler başlayacağından, hasat, kuru ve güneşli havalarda yapılmalıdır. Daha sonra sökülen başlar güneş altında 3-4 gün süreyle kurutulmalıdır.
Sarımsağın Etkili Olduğu Hastalıklar
Kesin etkili
Damar tıkanıklığı
Yüksek trigliserid
Etkili
Antikanserojen
Ayak mantarları
Bronşit
Taşikardi
Yüksek tansiyon
Yüksek kolesterol
Kas tutuklukları
Kanser gelişimini engelleyici (meme, mesane, karaciğer)
Tam netleşmemiş
Kulak iltihabı
Soğuk algınlığı
Parazitler (Barsak kurtları)
Peptik ülser
Yumurtalık iltihabı
Mantari enfeksiyonlar
Sarımsak Tansiyon
soğan ve sarımsağın, damarlarda kanın akıcılığını arttırdığı ve kan kolesterolünü düşürücü etkileri olduğu ve bu nedenle bol soğan ve sarımsak yemenin damar sertliğine bağlı kalp hastalığına karşı koruyucu olduğu bildirilmiştir.
yoğurt en iyi kalsiyum kaynağıdır. son yıllarda yapılan çalışmalar, tansiyon yükselmesinde kalsiyum yetersizliğinin rolü olabileceğini belirtmektedir.bu nedenle, sarımsaklı yoğurt bir yandan kalsiyum sağlaması, diğer yandan sarımsağın etkisiyle tansiyonun düzelmesine yardımcı olmaktadır.
Sarımsak daha önce de belirtildiği gibi tarihin ilk çağlarından beri hastalık tedavisinde kullanılmıştır. Günümüzde yapılan araştırmalar sarımsağın boğaz, mide, mesane ve barsak kanseri, kalp-damar rahatsızlıkları, kandaki yüksek serum kolestrolü ve trigliserid seviyesini düşürücü, kanın damarlardaki pıhtılaşmasını engelleyici, yüksek tansiyonu düşürücü, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyucu ve bağışıklık sistemini geliştirici, iltihap giderici, şeker düşürücü, allerji ve astımda etkili, barsak kurtlarını düşürücü etkisi olduğunu göstermektedir. Sarımsağın yukarıda belirtilen rahatsızlıkları gidermedeki etkileri üzerinde çok sayıda klinik araştırmalar yapılmıştır.
Türkiye’de Sarımsak Üretim Bölgeleri
Ülkemizin coğrafik konumu nedeniyle, tarım bölgelerinin iklim şartları ile, Toprakların kimyasal ve fiziksel yapıları farklı özellikler göstermektedir. Bu yüzden, tarımsal bölgelerde değişik çeşitlerde sarımsak yetiştirilmektedir. Türkiye’nin Kuzeydoğu bölgesi dışında, hemen her bölgesinde sarımsak üretilmektedir. Sarımsak üretiminin yoğun olduğu bölgelerde, Ege’ de önem sırasına göre Balıkesir, Aydın, Manisa, Akdeniz Bölgesinde; Gaziantep, Antalya, Kahramanmaraş, Ortagüney Bölgesinde; Nevşehir, Kayseri, Karaman, Karadeniz Bölgesinde ise; Kastamonu, Samsun ve Sinop illeri yer almaktadır.
Kastamonu’da Sarımsak Üretimi
sarımsak
Kastamonu İlinde kuru sarımsak üretimi yaygın olup, taze sarımsak üretimi yok denecek kadar azdır. Kastamonu’da kuru sarımsak üretim alanı ve miktarları Tablo: 2.2. de özetlenmiştir. Kastamonuda Sarımsak üretimi Merkez ilçe ve Taşköprü ilçesinde yoğunluk göstermektedir. İl üretiminin % 90’ ı bu iki ilçede gerçekleşmektedir. Taşköprü ilçesi, il toplam kuru sarımsak üretiminin ortalama olarak, yıllar itibariyle % 80 – 90’lık bir kısmını gerçekleştirmektedir. % 10 – 20’ lik pay ise, merkez ve diğer ilçelere aittir. Taşköprü ilçesindeki kuru sarımsak üretiminin % 50’ si Alatarla ve civarındaki köylerinden elde edilir.
Kastamonu’ da dekara sarımsak verimi 1995 – 2000 yıllarında ortalama 774,9 kg/da olup, Türkiye ortalamasından % 5,3 daha fazladır.
Sarımsağın İnsan Sağlığındaki Yeri
Kültür sebzeleri arasında yemeklik ve ilaçlık olarak kullanılan sarımsak, çok eski zamanlardan beri bilinen ve özellikle anavatanı olarak bilinen ülkelerde bol miktarda tüketilen bir sebzedir.
Halk arasında yüzyıllar boyunca birçok hastalık ve rahatsızlığa çare olmuş sarımsak, bugün bile modern tıbbın gelişmediği ve ulaşamadığı yerlerde, iştah açıcı, yaraları iyileştirici, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, cinsel gücü artırıcı, kurt düşürücü, öksürük kesici, tifo, dizanteri ve damar tıkanıklığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Vücut antiseptiği, tansiyometre, hücre yenileyici, iştah açıcı, damarları genişletici, bağırsakta mikrop kırıcı, idrar söktürücü, ses kısıklığı, romatizma ve akciğer rahatsızlıklarını tedavi eden, sağlığa çok yararlı ve mucize afrodizyak özellikleri bulunan sarımsak, çiftçilerimiz tarafından “beyaz altın” olarak adlandırılmaktadır.
Sarımsak çok eski yıllardan beri tıbbi amaçlarla ve özellikle antimikrobiyal etkisi nedeniyle tüketilmektedir. Ancak sarımsak son yıllarda bu özelliği yanında, kolestrolü düşürücü, toksik etkiyi engelleyici, oksidasyon ve kanseri önleyici, yüksek tansiyonu, sinir sisteminin, kalp dolaşımını düzenleyici nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır.
1989 yılında Alman Eczacılar Birliği. etkili kullanımında hiçbir sakınca görülmeyen ve kişinin kendi kendini tedavi edebileceği bitkiler arasında, sarımsağı yılın Bitkisi seçmiştir.
Yemeklerde lezzet kaynağı olan, sağlığımızın korunmasında önemli olan bir işlev yürüten sarımsak, damar sertliği ve tıkanıklığını önlemekte, tansiyon ve kolestrolü düzenlemekte, kanı temizlemekte, kalp krizi riskini azaltmaktadır. Meme, prostat, mide ve kalınbağırsak kanserlerine yakalanma riskini azalttığı gibi hastalıkta ilerlemeyi yavaşlatmaktadır. Beyin kanaması ve inme riskini azaltmaktadır. Beyin hücrelerinin yenilenmesini hızlandırdığından Alzheimer ve Parkinson hastalıklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Koroner kalp hastalığı olan bazı hastalarda yapılan çalışmalarda, sarımsağın kolestrol , LDL ve trigliserid düzeylerini düşürdüğü saptanmıştır.
Ekonomik olarak hiç de pahalı olmayan sarımsağın, yılda yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği kansere karşı etkili olarak kullanılabileceği anlaşılmıştır. Kurutulmuş sarımsağın ihtiva ettiği “kyolic” isimli bir madde üzerine çalışan Amerikalı bilim adamı Dr. Jhon Pinto, bu maddenin kanser hücrelerinin çalışma hızını % 70 azalttığını gözlemlemiştir.
Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde Kuzey Caroline Üniversitesi bilim adamları yaptıkları çalışmalarda, çiğ ve pişmiş sarımsak yiyenlerin, sarımsağı tüketmeyenlere oranla mide kanserine % 50 daha az yakalandıklarını tespit etmişlerdir. Sarımsak haplarının aynı etkiyi yapmadığını gören bilim adamları, sarımsağı bol miktarda tüketen insanlarda rektum kanseri riskinin de 2/3 oranında azaldığını belirtmişlerdir. Sarımsakta bu etkileri yapan maddenin ise isminin “callium bileşimleri” olduğu açıklanmıştır.
Sarımsağın mizacı hareketli ve kuru olup, vücuda kuvvetli derecede Sıcaklık vermektedir. Soğuk ve balgamlı mizaçlı kimselerle, felç olmaya ramak kalmış hastalar için tavsiye edilmektedir. Balgamı kestiği gibi, yellenmeye yardımcı olmaktadır. Sarımsak şişkinlikleri düşürücü, tıkanıkları açıcı ve macun olarak yılan ve akrep sokmalarına karşı bir panzehir ve zehiri alıcı olarak da kullanılabilmektedir. Sarımsak dişleri sirke, Tuz ve Bal ile karıştırılıp çürük diş üzerine bırakıldığında çürüğü parçalamakta ve dişi düşürmektedir. Bu karışım ağrılı diş üzerine bırakıldığında ise, ağrıyı azaltmakta ve kesmektedir. Sarımsaklı su ise yaraların iltihabını almaktadır.
Hindistan Tagor Medical Collage’den Dr. Arun Bordia düzenli sarımsak yemenin arter tıkanmalarını önlediğini, oluşan herhangi bir hasarın da kolayca giderildiğini fark etmiştir. Sarımsak konusunda yapılan araştırmaların öncülerinden olan Dr. Bordia düzenli sarımsak yiyen kalp hastalarında 2. yılın sonunda ölüm oranının % 50, 3. yılın sonunda ise % 66 oranında azaldığını görmüştür. Dr. Bordia çiğ ve pişirilmiş sarımsağın eklem ve vücut ağrılarında, astıma meyilli kişilerde etkili olduğu gibi, enerjiyi, dinçliği, libido artışını sağladığını ve iştah açtığını da söylemektedir.
sarımsak
Shot at 2007-06-30İngiliz Dr. J. Grunvald, günde bir diş sarımsak yemenin, kardiovasküler risk faktörleri için de potansiyel bir koruma sağladığını söylemektedir.
Zeytin ile beraber alınan sarımsak, hayzı ve idrarı söktürmekte, erkeklik kudretini ve meniyi artırmakta, cinsiyet organına kuvvet vermektedir. Sorgun söğüdü ve ban ağacı yağı ile karıştırılıp saçsız başa sürüldüğünde, saç çıkarmakta, saç dökülmesini ise engellemektedir. Çiğ olarak tüketilen sarımsak basura, iç organ ağrıları, akciğer yara ve ağrıları, safra kesesi, kulunç, siyatik ağrıları, unutkanlık ve kasık ağrılarına iyi gelmektedir. Sarımsağın yakısı göz kapağına sürülürse, gözde biriken iç kanı azaltmaktadır.
Newyork Devlet Üniversitesinde, Eczacılık Departmanı Başkanı Eric BLOC, sarımsağın antimikrobik etkiye sahip olduğunu, bu konuda aspirinle eşit, hatta onu geçen bir düzeyde olduğu tezini savunmaktadır.
Yine sarımsağın, kan ve kolestrol üzerindeki Pozitif etkilerinden başka, ruhsal durumu da düzelttiği, insanın kendini iyi ve mutlu hissetmesine yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma Hannover Üniversitesindeki Alman bilim adamları tarafından teyit edilmiştir.
İngiliz bilim adamlarına göre sarımsak, kolestrolü düşürmekte, kanda oluşan pıhtıları çözen sistemi aktif hale getirmekte ve içerdiği allicin maddesi ile mantar ve mikrop öldürücü etki yapmaktadır.
Sarımsağın tedavi edici elementi olan allicin 1944 yılında izole edilmiştir. Sarımsağa tipik koku ve lezzetini veren bu maddenin virüslere karşı da tedavi edici özelliği vardır. Rus bilim adamlarına göre allicin diğer birçok antibiyotikten farklı olup, zararlı bakterileri öldürürken, faydalı bakterilere etkisizdir. Bu madde Rusya’da nezleye karşı kullanılmaktadır. Son zamanlarda İngiliz bilim adamları, sarımsağım kandaki kolestrolü kontrol ettiğini, Japon bilim adamları ise B vitaminin alımını hızlandırdığını bulmuşlardır.
Sarımsağın bu olumlu etkileri yanında, bir de yan etkileri vardır. Fakat bu yan etkilerin oluşması için sarımsağın miktarda yenmesi gerekir. Uzmanlar uygun dozun, yemekle birlikte yenilmesi durumunda 10 gr kadar olmasında hemfikirdirler. Mide yanması ve ekşimesi ve uzun süreli ağrılar oluşturduğu için, aç karna yenilmemesi tavsiye edilmektedir. Sarımsak yağının aşırı kullanımı da, deride çürüme ve kangrene yol açtığı tespit edilmiştir. Çok aşırı miktarda sarımsak tüketimi kusma ve ishale sebep olmakta, ayrıca böbreklere de zarar vermektedir. Aşırı sarımsak tüketiminin bir başka yan etkisi de, bağırsaklarda gaz oluşturmasıdır. Sarımsak tozunu solumak da, Astım krizlerine, hassas bünyeli insanlarda ise alerjiye neden olmaktadır.
Sarımsak aşırı alındığında, hassas bünyeli insanlarda, baş ağrısı yapmakta, dimağa ve gözlere zarar vermekte, susuzluğa neden olmakta, safra kesesini tahrik etmekte ve Ağız Kokusunu bozmaktadır. Yedikten sonra sedef otu çiğneyerek ağız kokusunun önüne geçilebilmektedir.
Amerikalıların “günde bir diş sarımsak, tutar doktoru uzak” özdeyişi ile anlam kazanan sarımsak, hem taze halde sebze gibi tek başına tüketilen, hem de kuru halde aroması ve kokusu ile mutfaklarda geniş kullanım alanı olan bir üründür. Ayrıca sarımsağın baş kısmının damıtılması ile yağı elde edilmekte ve bu yağ daha çok baharat kokulandırmada, eczacılıkta, mikrop öldürücü olarak bazı temizlik maddelerinde kullanılmaktadır. Sarımsağa dayalı sanayinin gelişmesiyle, sarımsak tozu, tableti ve suyu gibi yeni ürünler piyasaya sunulmaktadır.
Sarımsağın kokusundan şikayet edenlere, Japonya’da 1970 yılında kokusuz olanı da üretilmiştir. Yine Amerika Birleşik Devletlerinde şişelenmiş sarımsaklı makarna sosları ve dondurulmuş sarımsak üretimi yapılmaktadır.

Sarımsak ile ilgili önerdiğimiz bitkisel ürünler:

Sarımsak ile ilgili önerdiğimiz bitkisel ürünler:

Lokman Hekim ve Bitkiler

Hastalıklar olmasa hiç hastalanmasak, hep sağlıklı olsak hayat ne güzel değil mi? Eskiden insanlar hastalıklarını tedavi etmek için kimyasal ilaçlara değil, bitkisel otlara ihtiyaç duyarlarmış. 

Aradan geçen milenyum çağı dediğimiz dönemde bitkisel ürünler, lokman hekim ürünleri unutulmaya yüz tutmuştu. Ancak son dönemde kimyasal ilaçların yararlarından daha fazla zararı olması insanlığı yine ve yeniden bitkisel lokman hekim ürünlerine yöneltmiştir.

Ancak insanımız bu konuda da bilinçsiz davranmaktadır. Zira, doktorun teşhis koymadığı hiçbir hastalık yada enfeksiyona bitkilerle direk olarak tedavi yapmak yanlış bir amaç olmaktadır. Bitkiler herkes tarafından bilindiği gibi tedavi edici değil, tedaviye yardımcı droglardır.